Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin teknolojik dönüşüm ve ihracat odaklı büyüme stratejileri doğrultusunda önemli adımlar attığını açıkladı. Bakan Bolat’ın vurguladığı verilere göre, 2023 yılında yüksek teknoloji üretiminde %11,4 oranında kayda değer bir artış yaşandı. Bu büyüme, ülkenin daha nitelikli ve katma değerli üretim yapma hedefine ulaşmasında kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca, yüksek teknoloji yoğunluklu ihracatın toplam ihracat içindeki payı da yükselişini sürdürdü. 2022’de %3,8 olan bu oran, 2023’te %4’e çıkarak, Türkiye’nin global rekabetteki konumunu güçlendirme yolunda ilerlediğini ortaya koydu. Bu artışlar, Türkiye ekonomisinin sadece miktar olarak değil, nitelik olarak da büyüdüğünün bir işareti olarak kabul ediliyor.
Yüksek Teknoloji İhracatında Kimler Öncü?
Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalara göre, Türkiye’nin orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayi ürünleri ihracatı 2023 yılında 81 milyar doları aşan bir hacme ulaştı. Bu başarı, Türkiye’nin sanayi altyapısının dönüşümünü ve Ar-Ge yatırımlarının meyvelerini vermeye başladığını gösteriyor. Özellikle savunma sanayii, yazılım, bilişim ve ileri mühendislik alanlarındaki atılımlar, bu başarıda önemli rol oynuyor.
Yüksek Teknoloji Üretimi Neden Önemli?
Bakan Bolat, ihracata dayalı büyüme modelinin, Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve refah seviyesini artırma hedefleri için temel bir dinamik olduğunu belirtti. Nitelikli ürün ihracatındaki sürdürülebilir artışın, ekonomik büyümenin kalitesini doğrudan etkilediğini ve ülke kaynaklarının daha verimli kullanılmasına olanak sağladığını ifade etti. Yüksek teknoloji ürünleri, genellikle daha yüksek kar marjlarına sahip olup, ülke ekonomisine döviz girdisi sağlamanın yanı sıra istihdamda da kalifiye iş gücünü destekliyor.
- Sürdürülebilir Büyüme: Yüksek katma değerli ürünler, ekonomik büyümenin kalıcılığı için hayati öneme sahiptir.
- Küresel Rekabetçilik: Teknoloji yoğun ürünler, Türkiye’nin uluslararası arenadaki rekabet gücünü artırır.
- Cari Açıkla Mücadele: İhracatın artması, cari işlemler dengesi üzerinde olumlu etki yaratır ve enflasyonla mücadeleye destek olur.
Yeşil ve Dijital Dönüşümün İhracata Etkisi
Bakan Bolat, Türkiye’nin ihracat stratejisinde yeşil ve dijital dönüşümün önemine de dikkat çekti. Küresel ticarette giderek artan yeşil mutabakat beklentileri ve dijitalleşmenin getirdiği yeni fırsatlar, Türkiye’nin bu alanlara adaptasyonunu zorunlu kılıyor. Sektörlerin karbon ayak izini azaltma ve dijital altyapılarını güçlendirme çalışmaları, Türk ürünlerinin uluslararası pazarlarda tercih edilebilirliğini artırma potansiyeli taşıyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme ve daha esnek, dayanıklı bir üretim yapısı oluşturma hedefine hizmet ediyor.
Türkiye’nin 2028 Hedefleri Neler?
Türkiye, orta vadeli program kapsamında 2028 yılına kadar iddialı ihracat hedefleri belirledi. Bakan Bolat’ın paylaştığı bilgilere göre, 2028’de mal ihracatının 375 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 200 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Bu hedeflere ulaşmada, yüksek teknoloji üretiminin ve ihracatının payının artırılması kilit rol oynayacak. Hükümet, bu doğrultuda Ar-Ge desteklerini, inovasyon teşviklerini ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme programlarını güçlendirmeye devam edecek.
Hedeflenen bu büyüme ve dönüşüm, Türkiye’nin dünya ekonomisindeki yerini daha da sağlamlaştırmanın yanı sıra, vatandaşların yaşam kalitesini artırma ve istikrarlı bir ekonomik gelecek inşa etme yolunda önemli birer kilometre taşı olacak.
